Kökeni

Çayınkökeni tam olarak bilinmemekle birlikte, Çay Çin’de çok eski zamanlardan beri kullanıldığından bu ülkeyle özdeşleştirilmiştir. Çinliler çayı 5,000 yıldan beri içmektedirler. Efsanede başlangıç belirsizdir, en bilinen olanı eski bir Bilginin akşam yemeği için ateşi körüklerken birkaç yaprağın kaynamış suyun içine düşmesiyle şans eseri çayı keşfetmesidir. Çinli Bilgin kaza eseri keşfettiği içeceği kullanmaya başladığı zaman rahatlatıcı etkisinin farkına varmıştır. Çayın bu rahatlatıcı etkisi dilden dile anlatılarak ülkede kullanımı yaygınlaştırılmıştır. IV. yy.da Çaya ilk olumlu eleştiri çayın hazırlanışını ve sağlığa olan olumlu etkisini keşfeden Kien-Lung tarafından yapılmıştır.

Çin’de 618–907 yılları arasında “Tea sutra cha kyou” kitabının yayınlanmasıyla çay içimi yaygınlaşmıştır. Bu kitap Tang bölgesinde yaşayan T’ang bölgesinde yaşayan Lu Yu tarafından yazılmış ve bu kitapta çayın Çin’deki tarihi, üretim şekli, üretim ekipmanları ve demleme şeklinden bahsedilmiştir.

Çayın Japonya’ya ilk ithal edildiği tarih kesin olarak kayıtlarda yoktur. Tahminlere göre VIII. Yy.da Çin ve Hindistan’dan gelen Budist rahipler ve Japon elçileri çayı T’ang bölgesinden Çin’e oradan da Japonya’ya göndermişlerdir. Diğer bir tahmine göre de XII. Yy.da Yeast adlı Budist rahip çay tohumlarını Çin’den Japonya’ya götürmüştür.

Çayın ilk keşfedildiği yıllarda bir ilaç ve zengin tabakanın içeceği bir içecek olduğu düşünülüyordu.1521-1591 yıllarından sonra çay içimi halk arasında da yayılmaya başlamıştır.

Çay

‘Tea’ ve dünya çapında bütün yazım ve telaffuzları tek bir kaynaktan gelmektedir. ‘ Te ‘ Çin’in Amoy lehçesine göre çay anlamındadır. Mandarin kelimesi olan çay anlamındaki     ‘cha ‘ birkaç türetmeyle dünya çapında kullanılmaktadır.

Çay Avrupa’ya XVII. yüzyılın başlarında ulaşmıştır. Çayın hakkındaki abartılı tıbbi iddialara rağmen, Avrupalılar kahvenin tadını tercih etmişlerdir. Sadece birkaç soylu hizipler arasında çay popüler hale gelmiştir.

Avrupa’ya ulaşma

17.yy’ın başlarında Hollandalı ve Portekiz tüccarlar ilk kez Avrupa’ya Çin çayını tanıtmıştır. Portekizliler Çin’in kıyı kesimi olan Macao’dan gemiyle, Hollandalılar da Endonezya yolu ile Avrupa’ya çayı getirmiştir.

Rusların çayları Çin’den develerle kara yolundan getirilmekteydi. XVIII. yy. sonunda Sibirya’dan geçen demiryolu ile Rusya’nın çayı trenle taşınmaya başlanmıştır.

Hindistan

Çay tüketiminin 19.yy’ın başlarında artmasıyla, Doğu Hindistan Şirketi yeni kaynaklar aramaya başladı. Çinlilerin çay yetiştirmeyi tekele aldığından beri, tek çözüm çayı başka bir yerde yetiştirmekti.

Çin çayı tohumu ile ilk denemeler Kuzeydoğu Hindistan’daki Assam’da yürütüldü. Bu denemeler başarısızlıkla sonuçlandı, buna rağmen aynı tohumlar Kuzey Hindistan’daki Darjeeling’de sonradan iyi bir şekilde yetişti.

Daha sonra 1820’de, bitkibilimciler Assam’da bazı tanımlanmamış yerli ağaçlar fark ettiler. Yaprak örnekleri analiz için Londra’ya gönderdiler. Örnekler hemen çay olarak tanıtıldı – çay Hindistan’da geçmişte bilinmeyen bir bitkiydi – böylece Hindistan çay endüstrisi doğmuş oldu.

Türkiye’de Gelişimi

Türkiye’de çay yetiştirilmesi konusunda temel oluşturan girişim ise 1917 yılında gerçekleştirilmiştir. Zamanın Halkalı Ziraat Mektebi Âlisi müdür vekili ve botanikçi olan Ali Rıza Erten yapmış olduğu teknik çalışmalar sonucunda 16.02.1924 tarihinde Rize’de çay yetiştirilmesi için meclisten onay alır. 1937 yılında Çay tarımının yerleştirilip geliştirilmesi için Zihni DERİN tam yetki ile görevlendirilir. 1940 yıllarında Sovyetler Birliği’nden Gürcistan kökenli toplam 70 ton çay tohumu satın alınarak üretim yaygınlaştırılır ve günümüz çay üretiminin temelleri bu şekilde atılmış olur. İlk çay fabrikasının temeli 21 Haziran 1946 tarihinde atılarak, 60 ton/gün kapasiteli olarak 1947 yılında Rize’nin Fener mevkiinde işletmeye açılmıştır.